-->

31 Mayıs 2009

Beşiktaş altı yıl aradan sonra şampiyonluğa ulaşarak tarihinde ikinci kez sezonu çifte kupayla tamamladı. Yıldırım Demirören başkanlığında geçen beş çalkantılı sezonun ardından 13. şampiyonluğa ulaştılar. 2 büyük - 3 büyük tartışmaları ayyuka çıkmanın eşiğindeyken, Beşiktaş bir daha şampiyon olamayacak galiba denilirken kendilerine biraz daha kredi kazandırdılar. Açıkçası sezon başında şampiyonluk hakkında tahmin yaparken Beşiktaş aklımın ucundan bile geçmiyordu, ancak Fenerbahçe ve Galatasaray'ın top oynamamayı tercih ettiği sezonda, Beşiktaş fırsatı tepmedi. Tebrikler...

Dün gece hakkında değinmeden geçemeyeceğim nokta ise daha önce de bahsettiğim kupa konusu. Böyle bir ayıp gerçekten olamaz. Sen, yüz milyonlarca dolar değerindeki bir ligi yönetiyorsun ve 3 ayrı stadda şampiyonluk kutlaması hazırlamaya üşeniyorsun; bana ne ya şampiyon olan takım kendi kutlamasını organize etsin diyorsun. Bütün bir sezon boyunca emek veren futbolcuları, 19 Mayıs kutlamalarında karton kaldıran öğrencilere çevirmeye ne gerek vardı? Bu saçmalığın sorumluları, o kartondan kupaların ortaya çıkardığı trajikomik görüntüleri görünce biraz da olsa utanmışlardır umarım.

29 Mayıs 2009

Cumartesi günü şampiyon belli oluyor. Ancak şampiyon takım yine kupayı kaldıramayacak. Üç takımın şampiyonluk ihtimali olan son haftada, belli ki federasyon üç ayrı stadda üç ayrı kupa töreni organize etmeye üşenmiş. Şampiyon olan takım, istediği başka bir tarihte kupasını alacakmış. İşin şov kısmına önem vermeye ne zaman başlayacağız acaba?

28 Mayıs 2009

27 Mayıs 2009

Bu gece bütün dünyanın gözü kulağı Roma'da. Futbolseverler televizyonlarının başına geçti ve Şampiyonlar Ligi Finali'nin başlamasını bekliyorlar. Başlama vuruşuna yarım saatten az bir süre kala, maç öncesi görüntülerle yavaş yavaş finalin atmosferine giriyorlar. Maalesef yine, yeni, yeniden ülkemizdeki izleyiciler bu güzelliklerden mahrum bırakılıyor. Hem de Kayıp Prenses isimli, kaç kişinin umrunda olduğunu merak ettiğim, 3. sınıf bir dizi uğruna. UEFA Kupası Finali'ni katleden Show TV'den sonra, Star'ın da altta kalacağına beklemiyorduk tabii ki. İki kanalın da sorumlu yayıncılık anlayışına teşekkürü borç bilirim.

Üst üste iki defa Şampiyonlar Ligi finali oynamak... Kesinlikle çok az futbolcunun yaşayabileceği bir başarı. Ancak Manchester United'ın tecrübeli kalecisi Edwin van der Sar, bu başarıya ikinci kez ulaşıyor. Van der Sar'lı Ajax 1995'de finalde Milan'ı 1-0 ile devirirken, 1996 finalinde Juventus'a penaltılarla yenilmişlerdi.

Geçtiğimiz yıl finalde Chelsea'yi penaltı atışlarıyla geçen Manchester'ın bu sefer karşısında Barcelona var. Van der Sar, çoğu otorite tarafından şu anda dünyanın en iyi takımı olarak gösterilen Barcelona'yı yenebilecek güçte olduklarını düşünüyor. Bakalım Hollandalı file bekçisi, İspanyollar'ın korkutucu hücum ayaklarına geçit vermeyip takımını üst üste ikinci kez kupaya ulaştırabilecek mi?

26 Mayıs 2009

Bir süredir hakkında Real'e gideceği yönünde dedikodular dolaşan Jose Mourinho, Inter'le 2011 yılına kadar sözleşmesi olmasına rağmen, bu süreye bir yıl daha ekleyerek kendini 2012'ye kadar Inter'e bağlayan imzayı attı. Öte yandan Ancelotti'nin durumu ise belirsizliğini koruyor. Chelsea'ye imza atacağı söylenen teknik direktörün Milan'da bir yıllık daha mukavelesi bulunuyor, ancak Milan yönetimi de bu birlikteliğin devam etmesine çok sıcak bakmıyor gibi görünüyor.

24 Mayıs 2009

Turkcell Süper Lig'de 33. hafta dramatik maçlara sahne oldu. Şampiyonun belli olma ihtimali olan haftada Beşiktaş ve Sivas kazanınca heyecan son haftaya taşındı. 8 maç da aynı anda oynanırken, ilk yarılar bittiğinde oluşan tabloya göre Beşiktaş şampiyonluğu ilan ediyordu. Sivas'tan gelen gol haberinin üstüne, Mehmet Topal'ın ters vuruşu İnönü'de kutlamaların başlamasına sebep oldu. Ancak Beşiktaş'ın oyun planı maçın bu skorla bitmesinin imkansız olduğunun sinyallerini veriyordu. Beşiktaş sanki deplasman takımı gibi oynayarak oyunun kontrolünü Galatasaray'a bırakmıştı. Rakibini 35-40 metrede karşılayan Beşiktaş, Galatasaray'ın orta sahada rahatça pas yapmasına izin veriyordu. Nitekim Sivas ve Galatasaray, ikinci yarının başında ard arda golü buldular. Eğer 59'da Beşiktaş'ın devre arası transferi Yusuf bireysel yetenekleriyle şok dalgasını kırıp skordaki dengeyi bozmasa, Sivas puan tablosundaki durumu eşitliyordu. İlerleyen dakikalarda Sivas'taki maç önce 3-1'e sonra da 3-2'ye gelirken, İnönü'de hala skoru korumaya çalışan Beşiktaş'ı ve çok da verimli olmayan ataklarla beraberliği arayan bir Galatasaray'ı izledik. Geri kalan sürede skorlar değişmeyince 33. hafta ligin tepesindeki takımlar için başladığı gibi bitmiş oldu.
Son haftaya Beşiktaş 68, Sivas 66, Trabzon 65 puanla giriyor. İkili averajlarda Sivas'ın Trabzona, Trabzon'un da Beşiktaş'a üstünlüğü bulunurken Sivas'la Beşiktaş arasında eşitlik söz konusu. Eğer bu iki takım ligi aynı puanda tamamlarsa genel averaja bakılacak. Son hafta Beşiktaş Denizli deplasmanına, Sivas da Galatasaray deplasmanına gidiyor. Trabzon ise içerde Fenerbahçe ile oynayacak. Denizli'nin küme düşme ihtimalinin kalmadığını düşünürsek, 3 sezon önce Fenerbahçe'nin Denizli'de başına gelenleri Beşiktaş'ın da yaşaması imkansız gibi görünüyor. Sanırım artık 2008/2009 sezonu şampiyonu Beşiktaş diyebiliriz.

Ligin dibindeki mücadele de netleşti gibi. Son hafta bir sürpriz olmazsa, lige veda eden son takım Konyaspor olacak. Antalya iddiasız Ankaraspor'u yenemeyince ateş hattında kaldı, ancak son hafta Ankaragücü'nü yenebileceklerini düşünüyorum.

Ligdeki bir diğer mücadele olan Avrupa Ligi mücadelesi ise devam ediyor. Bursaspor, evinde Gaziantepspor'la 2-2 berabere kalarak umutlarını oldukça azalttı. Ancak önümüzdeki hafta Bursaspor kazanıp hem Fenerbahçe, hem de Galatasaray kaybederse üçlü averaj sistemi devreye girecek ve Bursaspor ligi Galatasaray'ın üstünde 5. sırada bitererek Avrupa Ligi'ne katılabilecek.

Son olarak 34. haftada tüm takımlara başarılar diliyorum. Benim fikrim ligdeki ilk beş sıranın son hafta değişmeyeceği, Konyaspor'un da küme düşeceği yönünde. Hak eden kazansın.

23 Mayıs 2009

Bugün, evinde Werder Bremen ile kader maçına çıkacak olan Wolfsburg'a averaj avantajı sayesinde ilk şampiyonluğunu kazanmak için beraberlik bile yetecek gibi. Öyle görünüyor ki taraftarlar kutlamalara başlamışlar bile. Wolfsburg, bu sene evinde mükemmel bir grafik yakalarken hiç yenilmedi ve beraberlik sayısı da sadece birdi. TSİ 16:30'daki maçta, UEFA yorgunu ve moralsiz Bremen karşısına, kendilerinden oldukça emin çıkacaklarına hiç şüphe yok. Ancak, son haftada lider değişimi denince akla ilk gelen lig olan Bundesliga'nın yarınki maçlardan sonra nasıl şekilleneceği konusunda çok da iddialı konuşmamak lazım bence.

22 Mayıs 2009

Carlos Tevez'in önümüzdeki yıl nerede oynayacağı, şu sıralar ada basınını en çok meşgul eden konu gibi görünüyor. Hemen hemen her gün Tevez'le ilgili yeni bir haber okumak mümkün. Bugünün bombası ise Manchester United'ın Şampiyonlar Ligi Finali kadrosu. Görünüşe göre Tevez bu maçta da kendisine ilk 11'de yer bulamayacak. Üstelik Berbatov'un da hemen yanıbaşındaki koltuğu ısıtacak olmasına rağmen. Ferguson'un Rooney'le başlayıp, forveti Ronaldo'yla beslemesi bekleniyor. Görünen o ki Tevez önümüzdeki yıl Manu'da kalsa bile, kadroyu şaşaalı gösteren, önemli bir yedek olmaktan öteye gidemeyecek. Bu durumda da ailesinin Manchester şehrine karşı olan sevgisi bile onu burada tutmaya yetmeyecektir.

Peki Arjantinli önümüzdeki sezon nerede top koşturacak? Şu an için en ciddi adaylar Tottenham ve Liverpool. Gerçi Liverpool'un astronomik bir rakam teklif ettiği ve Tottenham'ın hevesinin kırıldığı konuşuluyor. Tevez'in de Liverpool'da gönlü olduğu artık sır değil. Ancak borç batağındaki Liverpool'un istikrar konusunda soru işaretleri olan bir oyuncuya transfer bütçesinin tamamına yakınını yatırmak zorunda kalacağı bir teklif yapması da çok mantıklı gelmiyor. Ayrıca Liverpool'da da Manchester'dakinden daha fazla forma şansı bulabileceği de muamma.

Bana göre, ilerleyen günlerde bu transfer için bir cephe daha açılabilir. Messi ve Ronaldo'dan üst üste tokat yiyen Florentino Perez'in bu yaz salça olacağı yıldızlar arasına İngiltere'de kalmak konusunda ısrarcı olmasına rağmen bir anda Tevez de girebilir. Zira Kaka Milan'da şampiyonluk yaşayamamaktan şişmediyse, Real Madrid'e o taraftan da çok güzel haberler gelmeyecek gibi.

Şimdilik Şampiyonlar Ligi Finali geçene kadar bu işin akibeti belli olmayacak gibi. Önümüzdeki haftasonuna doğru yavaş yavaş Tevez'in rotası belli olacaktır. Bakalım söylendiği kadar flaş bir transfer olacak mı?

21 Mayıs 2009

Futbol sektörünün finansal anlamdaki büyüklügünün, futbol tutkunlarının izlemek istedigi en önemli anları engelleyebilecegi aklımıza gelir miydi? Halbuki sektörün futbolun en güzel yanlarını daha çok ortaya çıkarıp ilgiyi arttırması beklenmez miydi? Ülkemizde yaşayacağımız futbolla ilgili en büyük ikinci organizasyondu UEFA 2009 finali. Unutulmaz Şampiyonlar Ligi finalinden sonra UEFA kupası adında düzenlenen son kupanın da ülkemizde olması önemli ve güzel bir detaydı hepimiz için. Organizasyon, iyi başlayıp gayet de iyi devam etti. Ta ki finalin klasikleşmiş kupa sevinci, endüstriyel futbolun kurbanı olana kadar. Maçın sonunu heyecanla bekleyen ve kupa sevincini televizyondan canlı izlemek isteyenler, bitmek bilmeyen reklamlar yüzünden töreni banttan izlemek zorunda bırakıldılar. Reklamın televizyon sektörüne getirisi tartışılmaz bir gerçek. Fakat geçen sene de buna benzer bir olayla karşı karşıya kalmadı mı bu seyirci? Aslında UEFA 2008 finalinin reytingi yüksek bir program yüzünden banttan verildigini düşünürsek bu senenin de böyle olması şaşırtmamalı bizleri. Seneye hangi sürpriz bekliyor acaba bizleri? Maçın devre arasında bir talk show mu yoksa!

20 Mayıs 2009

Başkan Ramon Calderon'un seçim skandalı sonucu istifasanın ardından, başarısız transferler yüzünden sıkça eleştirilen Real Madrid sportif direktörü Predrag Mijatovic'in de onunla birlikte kulüpten ayrılması bekleniyordu. Ocak'tan beri beklenen ayrılık sonunda gerçekleşti. Real Madrid ve Yugoslavya milli takımının unutulmaz oyuncularından olan Mijatovic, 14 Haziran'daki yeni seçimler öncesi ayrılmasının doğru karar olacağını belirtirken, üç yılda iki lig ve bir İspanya Süper Kupası kazandıklarını ve bunun başarılı bir sonuç olduğunu söyledi. Şahsen iki lig şampiyonluğuna rağmen, Real Madrid'in Şampiyonlar Ligi'nde Lyon kıvamına gelmesinin en büyük sorumlusu olduğu için Madrid'lilerin, kendisinin dönemini bir an önce unutulmak istenen karanlık bir, üç sene olarak gördüğünü düşünüyorum.

UEFA Kupası'nın son sahibinin ellerinde yükselmesine 24 saatten az bir süre kaldı. Önümüzdeki sezondan itibaren kupa yeni statüsüyle Avrupa Ligi ismini alıyor. Ne mutlu ki bu tarihi güne İstanbul tanıklık edecek. Final bu gece 21:45'de Saraçoğlu'nda, Ukrayna'nın Shakhtar Donetsk ve Almanya'nın Werder Bremen takımları arasında oynanacak. Hazır maç İstanbul'dayken Türk futbolseverlerin iki takımdan birini tutması için bir çok sebep olması da güzel bir tesadüf oldu. Werder'i desteklemek için, milli takım seçimindeki sıkıntıya rağmen Mesut Özil oldukça önemli bir etken. Shakhtar cephesinde ise Lucescu ismi çoğumuzu tebessüm ettirecek hatıralar getiriyor aklımıza. Şahsen ben de Shakhtar'ı destekleyenlerdenim. Ancak bunun sebebi Lucescu'dan ziyade efsane bilgisayar oyunu Championship Manager 01/02. Oyunun çıktığı zamanlarda Shakhtar Donetsk henüz böylesine bilinen bir takım değildi. Ancak, o zamanlar Shakhtar kadrosunda bulunan Julius Aghahowa ve Isaac Okoronkwo gibi oyuncuların gerçekte olduklarından oldukça üstün yeteneklere sahip olması, oyunu oynayanların Shakhtar'ı çoğu kişiden bir iki sezon önce keşfetmesine yol açmıştı. İşte benim de oyunda oyuncularını ucuza kapatıp başarıdan başarıya koşmamıza yol açan bu kulübe sempatim o günlerden kalma. CM'cilerin çoğunun da bu gece Shakhtar'ı tutacağını düşünüyorum. Ayrıca Bremen'in başta Diego olmak üzere önemli eksiklerinin olması, mantığımı da Ukrayna temsilcisinin tarafına kaydırıyor. Kupanın bu son finalinde Shakhtar'ın CM'cilerin yüzünü bir kez daha güldüreceğine inanıyorum.

19 Mayıs 2009


2000 - 2006 yılları arasında Real Madrid'de başkanlık görevini yaparken Galacticos efsanesini kuran Florentino Perez, başkanlığa yeniden aday. Vaatleri arasında Barcelona'nın bir numaralı yıldızı Lionel Messi'yi Madrid kadrosuna katmak da var. Ne var ki Messi bunun bir vaatten öteye gidemeyeceğini açıkça belirtiyor. İkinci bir Figo vakasının gerçekleşmeyeceğini belirten Messi, "Perez beni ararsa, kendisiyle tabii ki konuşurum. Ancak arayacağını hiç zannetmiyorum. Çünkü, benim Barcelona'da kalmak konusunda ne kadar kararlı olduğumu biliyor. Ben çocukluğumdan beri buradayım. Bana herşeyi Barcelona verdi. Planlarım arasında ayrılmak yok." dedi.


Rafael Benitez ile Sir Alex Ferguson arasındaki söz düellosu bitmek bilmiyor. Son olarak Benitez kazanılan şampiyonluk için Ferguson'u tebrik edip etmeyeceği yönündeki sorulara, "Manchester kulübünü tebrik ederim. Onlar iyi bir takım ve büyük bir başarı elde ettiler. Normalde nazik olup, rakip teknik direktöre saygı göstermeniz gerekir. Ancak sezon boyunca hoşumuza gitmeyen şeyler gördük. Bu yüzden söyleyeceklerim bu kadar." diye cevap vererek, Ferguson'u tebrik etmeyeceğini belirtti.

18 Mayıs 2009

Bank Asya'dan Süper Lig'e yükselen son takım Kasımpaşa oldu. Böylelikle, eğer bu yıl İstanbul B.B. ligden düşmezse, önümüzdeki yıl Süper Lig'de "5" İstanbul takımı olacak. Bu takımların üçü malum zaten hep buradalardı. Ancak geriye kalan iki tanesini kah vatandaşın vergileriyle, kah otoparklar hibe ederek buralara taşımak kime ne fayda sağlıyor? Türk futboluna katkısı nedir? Turkcell Süper Lig gibi dünya markası yapılmaya çalışılan bir organizasyonda toplam taraftar sayısı 1000 etmeyen iki kulübü zorla, inatla barındırmanın manası nedir? Futbol, bir gün seçim malzemesi olmaktan kurtulacak mıdır? Bu soruların bir gün mantık sahibi değil de makam sahibi kişilerin aklına gelmesi dileğiyle...

 
Meşale Kokusu