-->

28 Temmuz 2009


Giresunspor, forvet hattını 6 Mart 1987, Brezilya doğumlu Fabiano Monteiro de Oliveira ile takviye etti. Giresunspor Transfer Komitesi'nden Turgay Demircan oyuncuyla ilgili, "Fabiano çok güçlü ve süratli bir futbolcu. Fabiano'dan üst düzey verim alacağımıza inanıyoruz. Çok iyi bir transfer yaptığımızı ve böylelikle çok alternatifli ve kaliteli bir forvet hattı oluşturduğumuzu düşünüyorum." açıklamasında bulundu. Peki Fabiano gerçekten de bu kadar iyi bir transfer mi?

Açıkçası, Fabiano Monteiro de Oliveira'nın kariyeri tam bir soru işareti. Profesyonelliğe adım attığı Flamengo kulübünde 4'ü PAF takımla toplam 8 gol atmış. Bu gollere hazırlık maçlarında attıkları da dahil. Geçtiğimiz iki sezonu ise Portekiz'de 3 farklı takımda kiralık olarak geçirirken sadece 2 kez fileleri havalandırabilmiş. Yani 4 yıllık kariyeri boyunca PAF takım ve hazırlık maçları dahil 49 maça çıkıp sadece 10 gol atabilmiş.

Oyuncu halen Flamengo takımının oyuncusu ve Giresunspor'da da kiralık olarak oynayacak. Maalesef bu transfer, sadece yabancı hakkını kullanmak için kasetlerden, menajer gazlamasıyla yapılmış gibi duruyor. Giresunlular'a bu transfer hakkında temkinli olmalarını öneririm.

Geçen haftayı İstanbul'dan 900km uzakta, kafaya, vücuda ve ruha ayar çekerek geçirdim. İnternete, televizyona ve hatta gazeteye pek az el sürdüğüm, güzel günlerdi. İlk defa gittiğim ve bugüne kadar pas geçtiğim için kendimden şüpheye düştüğüm Kaş'ta geçen huzur dolu günlerden sonra, İstanbul'un keşmekeşine geri dönmüş bulunuyorum. Bakalım, ben yokken neler olmuş?

* Nihayet dualarımız kabul olmuş ve yılın takası gerçekleşmiş. Ibrahimovic'i sonunda Barcelona formasıyla izleyebileceğiz. Konuyla ilgili çok yazdım ve yazıldı; uzatmayacağım. Tek söyleyeceğim, o kadroyu sahada görmek için inanılmaz sabırsızlanıyorum.

* Galatasaray, Tobol'la yaptığı hazırlık maçını kazanmış. Maçtan sonra dondurmacıdan öğrendiğim maç skoru hakkında yazılabilecek tek şey, ters bir sonuç çıkmamasının sevindirici olduğu. Bir sonraki turda başarılar.

* Bank Asya'nın en önemli şampiyonluk adaylarından, transferin hızlı takımı Boluspor, Süper Lig'in 3 sene üst üste şampiyonluk adayı Fenerbahçe'den "5" yemiş. Görünen o ki, iki lig arasındaki kalite farkı gerçekten tüyler ürpertici. Championship'in Turkcell Süper Lig'den daha değerli bir lig olduğunu düşünürsek şaşırmalı mıyız acaba?

* Darius Vassell transferinde imzalar atılmış. Ankaragücü'ne helal olsun. İngilizler istedikleri kadar makara yapsın. Böyle isimli futbolcuların, orta kalite takımlarımızda da oynaması ligin kalitesi için çok önemli. Umarım beklentileri de karşılar ve tadından yenmeyen bir transfer olur.

* Son olarak, Galatasaray morarmış. Olmamış diyor; geçiyorum.

Yazıyı da nacizane bir tavsiyeyle bitirmek istiyorum. Henüz bu yaz için tatil defterini kapatmamışlar ve hiç gitmemişler için Kaş'ı şiddetle tavsiye ediyorum. Nur Otel ve Beach özellikle tercih edilmeli. Otelinde kalmadım ama Beach'ini gördükten sonra, oteline de rahatlıkla kefil olabilirim. Kesinlikle Kaş'taki en ciddi ve samimi işletme.

23 Temmuz 2009

Yorumsuz.................................

Ante Kulusic (Hacettepe)
Sahin Firat (Hacettepe)
Recep Güler (Hacettepe)
Olgay Coskun (Hacettepe)
Patiyo Tambwe (Hacettepe)
Serkan Atak (Hacettepe)
Kadir Bekmezci (Hacettepe)
Ibrahim Sahin (Hacettepe)
Tolga Seyhan (Hacettepe)
Ulas Güler (Hacettepe)
Sandro (Hacettepe)
Murat Kalkan (Hacettepe)
Ufuk Arslan (Hacettepe)
Orhan Sam (Hacettepe)
Ercüment Kafkasyali (Hacettepe)
Tozo (Hacettepe)

22 Temmuz 2009


Patalya Cup kapsamında oynanan maçta Konyaspor, Giresunspor'u 2-1 ile geçti. Giresunspor 27. dakikada Ricardo ile öne geçti ve ilk yarı 1-0 Giresunspor üstünlüğüyle sona erdi. Konyaspor 50. dakikada penaltıdan Mehmet Ayaz'la beraberliği sağladı. Galibiyet golü ise 90. dakikada Erdal Kılıçaslan'dan geldi.

Günün diğer bir karşılaşması ise Kartepe'de oynanan Kartalspor - Kayseri Erciyesspor maçıydı. Kartalspor 27. dakikada bulduğu tek golle maçı 1-0 kazandı. Bu sonuçla Erciyesspor, ikinci hazırlık maçından da mağlubiyetle ayrılmış oldu.

Çok ümitliyim bu çocuktan. Ufak tefek vukuatlarına da, hafiften kulağı çekilerek bir yere kadar göz yumulması taraftarıyım. Çünkü en iyisi o. Böylesine bir yeteneği, çok fazla üzerine gidip küstürmemek lazım. Gerçi pek öyle küstüm, oynamıyorum diyecek bir oyuncu değil. Futbol oynarken gerçekten keyif aldığı ve bu işi çok severek yaptığı her halinden belli.

Batuhan Karadeniz, geçen sezon Eskişehirspor'da önemli tecrübe kazandı. İyi de performans gösterdi. Bu sezon Beşiktaş'ın kadrosunda olabilecek kapasitede olduğunu kanıtlamıştı, ancak rotasyonun içinde kaybolma ihtimali tabii ki de vardı. Bu yüzden bir sene daha Anadolu'da kiralık oynayacak olmasını, önemli bir fırsat olarak görüyorum. Bütün sezon direkt oynayacağı için tecrübesi ikiye katlanacak. Önümüzdeki sezondan itibaren de ya Beşiktaş'ta ilk 11'e yerleşir, ya da Avrupa'ya gider. Şimdiye kadarki kariyeri doğru yönlendirildi. Bundan sonra da böyle doğru adımlar atılırsa, Batuhan'ın Hakan Şükür'ün gol rekorlarını kırması işten bile olmaz. Milli Takım'ımızın da önümüzdeki 10 yılı garanti altına alınmış olur. Tebrikler ve başarılar...

21 Temmuz 2009




Kardemir Karabükspor bir süredir denediği Ugandalı Hassan Wasswa ve Nijeryalı Emmanuel Emenike'yi kadrosuna kattı. İki oyuncu da Güney Afrika 2. lig ekiplerinden FC Cape Town'dan transfer edildi. İki bölüme ayrılan bu ligin sahil ligi olarak adlandırılan kümesinde mücadele eden FC Cape Town, geçen sezon şampiyonluğu averajla kaçırırken, 1987 doğumlu Emenike 14 golle takımının en golcü ismi oldu.

Defansif orta saha olarak oynayan 1988 doğumlu Wasswa ise ilk 11'de sürekli olarak yer bulamasa da gelecek için potansiyeli olan bir oyuncu olarak gösteriliyor. İstatistikler umut vaad ediyor, ancak geldikleri lig soru işareti uyandırıyor. Yine de yabancı hakkını, ekonomik tercihlerle kullanmak iyi bir tercih.

Oyuncuların bonservisleri 100.000'er Euro'ya alınırken, kendilerine ise yıllık 70.000'er Euro ödeneceği öğrenildi. Sözleşmeler iki senelik. Bekleneni verirlerse maliyetlerini rahatlıkla çıkarabilirler. İki oyuncuya da ülkemizde başarılar...


Ligin iki yeni ekibinin, Kızılcahamam'da süren Patalya Cup dahilinde karşılaştığı maçta Mersin İdmanyurdu, Konyaspor'u 1-0'la geçti. İlk yarısı golsüz biten maçın tek golünü, son dakikada yeni transfer Mehmet Düz kaydetti. Konyaspor'un Kazım Kılıç ile bulduğu bir gol ise ofsayt gerekçesiyle iptal edildi. Takımların kadroları ise şu şekildeydi;

MERSİN İ.Y.: Kerem, Tuna (Ulaç), Güngör, Fuat, Erdal, Birol (Mehmet), Ramazan, Sertaç, Sami (Serkan), Eren (Fernandez), Nurullah (Faruk)

KONYASPOR: Eray, Uğur Akdemir, Ufukhan, Oğuz, Kaue, Uğur Yanıkdemir, Zafer Demir, Fatih Egedik (Ahmet İçöz), Fatih Özer (Koray İçten) (Kazım Kılıç), Daniel Akhtyamov (Recep Aydın), Serdar Öztürk (Feyyaz Belen)

2009-2010 Sezonu Bank Asya 1. Lig fikstürü çekimi Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Ataköy Olimpiyat Evi'nde yapıldı. Fikstür çekimine, TFF ve Bank Asya yetkilileri ile Bank Asya 1. Lig'de mücadele edecek 18 kulübün temsilcileri katıldı. Bank Asya 1. Lig'de 1. hafta maçları şöyle;


Erciyesspor - Çanakkale Dardanelspor
Altay - Kartalspor
Giresunspor - Orduspor
Gaziantep Belediye - Konyaspor
Samsunspor - Karabükspor
Adanaspor - Karşıyaka
Boluspor - Mersin İdmanyurdu
Hacettepe - Çaykur Rizespor
Bucaspor - Kocaelispor


Fikstürün tamamına ise buradan ulaşabilirsiniz.

Bank Asya 1. Lig'de play-off statüsü değişti. 2009/2010 sezonundan itibaren ligi 3., 4., 5. ve 6. sırada bitiren takımlar, tek devreli lig usulüyle birbirleriyle birer maç yapacaklar. Bu maçların sonunda 1. sırayı alan takım Turkcell Süper Lig'e yükselecek.

Bana göre son derece yanlış bir karar. İlk iki maç sonunda iddiası kalmayan takımın 3. maça ne kadar motive olabileceği büyük bir soru işareti. Son maçlar öncesinde üç takımın iddiası sürüyorsa ve bunlardan birisi iddiası kalmayan takımla oynayıp rahat bir galibiyet sonucu süper lig biletini alırsa büyük yaygara kopabilir.

Bir diğer sorun ise oynanacak toplam maç sayısının üçten altıya çıkmış olması. Yeni sistemle maçların tamamlanması bir haftayı bulacak. Bu da hem kafileler, hem de taraftarlar için ulaşım ve konaklama açısından büyük sıkıntılar doğuracak. Ayrıca, çalışan kesimin hafta içi maçlarına gidemeyeceği düşünülürse, seyirci sayısında da büyük bir düşüş olacağı aşikar.

Neresinden bakarsak bakalım, oldukça yanlış bir karar. Federasyon ben yaptım oldu mantığıyla hareket ediyor, ama bu sefer olmamış.

Daniel Bey'in tatili sonunda bitti. Kendisi, dün akşam itibariyle Fenerbahçe'nin Almanya kampına katıldı. Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıdır misali bir macera yaşadı Guiza. Arandı tarandı, sordu soruşturdu, kapağı atabileceği bir kulüp bulamayınca seve seve döndü yuvaya. Konfederasyon Kupası'nda iki tane gol atmakla transfer yapılmıyormuş demek ki. Bakalım, bu sene umutluyum ondan. Belli mi olur? Küçük Emrah, büyük golcüye dönüşebilir.

20 Temmuz 2009

David Beckham Los Angeles'ta pek bir sıcak karşılanmış! Hazır Leonardo da onu takımda tekrar görmek isterim demişken, Avrupa'ya dönüşü çok da uzun sürmeyecek gibi geldi bana.



18 Temmuz 2009

Bir Barcelona ve Ibrahimovic hayranı olarak, şu günlerde duymayı en çok istediğim haberlerden birisi, Ibra'nın Barça'ya transferinin sonuçlanması. Bildiğiniz üzere bu transfer, takas yoluyla gerçekleşecek. Ancak, Eto'o'nun huysuzlanmaları maalesef bitmek bilmediği için transferin zora girmesi söz konusu. Paşa, yıllık 10 milyon € istiyormuş Inter'den. Inter'in bu parayı vermek isteyeceğinden pek de emin değilim. Eğer Eto'o taviz vermezse takas her an yalan olabilir. Adama sezon başı git dediler. Gitmem dedi. Sezon sonunda sözleşmeni uzatalım; kal dediler. Ona da yok dedi. O zaman git arkadaş diyorlar. Olmaz, ben seneye bedavaya gideceğim; size zarar ettireceğim diyor. Bu tablo karşısında ne yorum yapılabilir ki? Başlık her şeyi özetliyor aslında...

Real Madrid, 2007'de 36 milyon Euro'ya Chelsea'den aldığı Arjen Robben'i 25 milyon Euro'ya satış listesine koydu. Belirlenen rakam mantıklı denebilir, ancak karar son derece saçma. Madrid'deki ilk senesinde şampiyonluk yaşayan Robben, çöküşle başlayıp direnişe dönüşen geçen sezonda ise bana göre direnişi başlatan isimdi. Dış transferde dudak uçuklatan rakamlar harcayan Florentino Perez, aynı ilk döneminde olduğu gibi kulübün kendi bünyesindeki oyunculara tü kaka deme huyunu sürdürüyor. Şu anda dünyanın en iyi on futbolcusu arasında rahatlıkla gösterebileceğimiz Hollandalı'yı hem de 25 yaşında bu kadar kolay gözden çıkarmak nasıl bir mantıktır anlamak mümkün değil. Umarım Robben yeni takımında büyük başarılar elde eder ve Perez bir kez daha pişman olacağı bir karar vermiş olur. Pek ümitli değilim ama belki de bu kez akıllanır.

13 Temmuz 2009

Beşiktaş para sayma makinesini yine kaybetti sanırım. Cristiano Ronaldo etkisini hemen ithal ettiler topraklarımıza. Üstüne üstlük sadece transferlerde de savurganlık yapmıyorlar. Dolmabahçe Sarayı'ndaki şampiyonluk kutlamasına tam 1 milyon $ harcanmış. Yazık... Yeni sezon için hazırlıkların başladığı şu günlerde hala milyon dolarlık kutlamaların yapılmasını önümüzdeki sezon için de çok hayra alamet görmüyorum.

Ferrari'ye ödenecek para içinse herhangi bir yorum yapmayı yersiz buluyorum. Ronaldo etkisiyle bile açıklamak çok zor. Takım içindeki dengeleri şimdiden bozmuş olması da cabası. Tello ve Holosko'nun kazan kaldırdığı söyleniyor. Haksız sayılmazlar.

Şampiyonlar Ligi'nden gelecek para biraz gözleri kamaştırmış. Bu parayı hemen harcamak gerekiyor diye bir şart var galiba kurallarda. Zapo'dan da zarar yazılacağını düşünürsek, bir iki hamleyle bu kaynağı eritme şansını elde ettiler. Bence bu fırsatı kaçırmazlar.

Böyle bir yönetime katlanmak gerçekten kolay iş değil. Beşiktaşlılar'a yürekten sabır diliyorum.

12 Temmuz 2009

İngilizler 2018 Dünya Kupası başvurusuna, Londra Olimpiyat Stadyumu'nu dahil etmeyeceklermiş. 2012 Olimpiyatlar'ından sonra 80000 kişilik stadyumun kapasitesi 25000'e düşürülecek. Londra Belediye Başkanı, Boris Johnson böylesine büyük bir stadyumun bakım masraflarını aradaki altı senelik süre boyunca finanse etmenin aptallık olacağını söylerken, ellerinde zaten Wembley'in olduğunu belirtiyor.

Dünyanın en zengin ülkelerinden birisinin, tasarruf konusunda bu kadar titiz davranması dikkat çekici. Peki bizde durum ne? Ortalama 5 biletli seyirciye oynayan İstanbul Büyükşehir Belediye'yi ağırlamaktan başka bir işe yaramayan Zulümpiyat Stadyum'umuza her yıl milyonlarca Lira'yı gömmeye devam ediyoruz. "Zararın neresinden dönersen kardır", demişiz ama bu sözü destekleyen bir zihniyet oturtamamışız maalesef. Ne diyelim rüzgar panelleri koymaya devam...

 
Meşale Kokusu