-->

9 Aralık 2009



Eskiden, baya ağır nefret ederdim Aziz Yıldırım'dan. Antipatikliğin kitabının her gün ayrı bir sayfasını yazdığı zamanlardı. Ancak zamanla sempatimi kazanmaya başladı. Zira severim zeki adamı. Fenerbahçe'nin kulüp olarak son yıllarda gösterdiği gelişimde de aslan payının onun zekasına ait olduğu inkar edilemez. Aynı zamanda bu süreçte Aziz Yıldırım eskiye oranla televizyonlara daha az çıkmaya, sağa sola sallama işlerini azaltmaya başlamıştı.

Gel gelelim hafta sonundan beri makara başa sarmaya başladı. Yıldırım, rahat rahat federasyona ve hakemlere sallayabilmek için Kulüpler Birliği Başkanlığı görevinden istifa etti. Maksat Kulüpler Birliği Başkanı nasıl böyle konuşur dedirtmemek. Ardından da açtı ağzını, yumdu gözünü.

Bugün ise istifasını geri çekti. Peki ne anladık o zaman biz bu işten? Çocuk mu kandırıyorsun başkan? Ben de şimdi iki günlüğüne insanlıktan çıkıp, buradan sana döşensem, küfürün, hakaretin binini bir para yapsam, sonra da tamam, döndüm insanlığa, bir daha yapmayacağım desem olur mu? Olmaz... Seninki de olmaz ama huylu huyundan vazgeçmiyor işte. Bu istifa senaryolarını ilk defa izlemiyoruz maalesef. Alıştık artık Aziz Yıldırım'ın istifa sonrası geri viteslerine. Bundan öncekiler camiasını bağlar ama bu sefer tüm futbol kamuoyu salak yerine konuluyor. Şöyle bir dur bakalım demek lazım.

1 yorum:

Arkhe dedi ki...

http://chemedya.blogspot.com/2009/12/bu-olay-sadece-fenerbahcenin-degil.html

 
Meşale Kokusu