-->

10 Mart 2010


Bu hafta itibariyle işe başladığım için blogda biraz aksama söz konusu. Yeni tempoya alışana kadar böyle olacak gibi görünüyor. Her gün burada yazılanları okumadan içi rahat etmeyenler (varsa tabii öyle birileri) kusura bakmasınlar. Geç olsun güç olmasın diyerek başlayalım. İki takım için de önem derecesi çok yüksek seviyede bir maçtı. Nitekim Karşıyaka kazandı ve ilk altıyı psikolojik olarak garantilemiş oldu. Boluspor'la oluşan 7 puanlık fark bundan sonra zor kapanır. Artık amaç Bucaspor maçına kadar farkı 3'e çekmek. Konyaspor ise ilk ikiden çıkmak istemediğini cümle aleme kanıtlamış oldu. Zaten bir takım ligin en kritik virajında 5 hafta üst üste kazanamıyorsa, kimse kusura bakmasın ama hak etmiyor demektir.

Aslında maçın analizi açısından yazılabilecekler çok sınırlı. Hayatımda izlediğim en uyuz maçlardan biriydi. Fuat Yaman Altay'dan ayrılmasına yol açan hatayı tekrarlamadı ve bu sefer ortayı kalabalık tuttu. Ama bu sefer de savunmaya o kadar odaklanmış ki nasıl hücum edeceklerini tasarlamayı unutmuş. Karşıyaka ise klasik 4-3-3 çakması 4-5-1 kırması taktikle sahadaydı. Açıktaki kanat adamlarının asli görevinin ne olduğuna sezon başından beri bir türlü karar verilemiyor. 3 hoca değişti bu kaos baki kaldı.

Anlık patlamalar haricinde maçın bariz hakimi Konyaspor'du. Kanat organizasyonlarıyla başladılar. Düzeltiyorum, kanattan gelmeye çalıştılar. Zira organizasyon falan yoktu. Bireysel çabalar sürekli kanadın derinliklerinde yok oldu, gitti. Karşıyaka ise geçen sezon 16 gol atan ama bu sezon bahsettiğim kanat saçmalığı yüzünden yokları oynayan Emrah ve ters ayakta kaldığı için, sıkışık orta sahaya dalmak zorunda kalan Köksal'ın etkisiz kalmasıyla, nasıl olsa Okan var taktiğine geçiverdi.

İlk tehlikeli pozisyonları Poljac'la Konyaspor buldu. Ancak Poljac toplara alnı yerine burnuyla vurmayı tercih edince sonuç alamadılar. Eser'in de karşı karşıya bir pozisyonu var ama kendisinin zaten bu tarz pozisyonları gole çevirmek gibi bir yeteneği olmadığından detaya girmiyorum. Karşıyaka ilk kez toplu olarak hücuma çıktığında dakika 38'di. Bu dakikadan önce gole yönelik yegane girişim Köksal'ın 30'dan ya tutarsa vuruşuydu. Kıvanç sol dipten ceza sahasına girerken defansın uzaklaştırmaya çalıştırdığı top, yay civarında bekleyen Köksal'ın önünde kaldı ve düzgün bir vuruş sonucunda gol geldi.

Bundan sonrasını anlatmaya dilim varmıyor. Şöyle özetleyeyim: Karşıyaka kapandı, Konyaspor açamadı. Bu kadar! Ne doğru düzgün bir pozisyon, ne bir heyecan. Harala gürele, kavga gürültü. Bu kadar zayıf bir maçın ligin seyrini belirlemesi de manidar oldu ama ligin kalitesi açısından güzel bir ipucuydu.

Bu arada Ahmet Görkem Görk esprin pek komikti Sabri Ugan. Aferin seni!

1 yorum:

fred dedi ki...

Maçın 2. yarısını izleme şansı buldum. Karşıyakada okana atılan her uzun topta deliye döndüm (20 tane fln olmuştur herhalde hiçbirini alamadı).. Her topu karşıladı konyaspor defansı. Bu kadar aciz olmamalı bu takım bu sefer atamadılar ama playoff ta denk gelirse o zaman bu kadar kötü futbolla kazanamayız gibi geliyo bana.

 
Meşale Kokusu