-->

19 Ekim 2009

Reha Kapsal'ı cidden anlayamıyorum artık. Elinde profiterol yapacak malzeme var. O pudingle yetiniyor. Sezon başından beri bas bas bağırıyoruz. Karşıyaka'nın elindeki forvet hattının bu ligde, bir eşi benzeri yok. Orta sahasında zaten geçen sezon da beraber oynamış, uyumlu ve çıkışta olan Kıvanç - Taha ikilisi var. Bu ikili, istedikleri her maçta rakipten orta sahayı alabilir. Defans konusunda sakatlıkların da etkisiyle biraz sıkıntı olduğu doğru, ancak bu ligde kimin taş gibi defansı var ki? Hemen hemen her takım bu bölgeyi 30'luk, göbekli, okeye dönen adamlara emanet etmiş. Ayrıca Karşıyaka'nın sol bek hariç her mevkide inanılmaz bir rotasyon avantajı var. Kadro hem geniş, hem de birden fazla posizyonda oynayabilen, çok yönlü futbolcularla dolu.

Peki vaziyet buysa, bu takım sahaya nasıl bir dizilişle çıkmalı? Bence aynen Reha Kapsal'ın çıkardığı gibi 4-5-1 şeklinde çıkmalı. Buraya kadar hiçbir itirazım yok ama takım sahaya çıktığı andan itibaren sıkıntılar başlıyor. En önemli silahı, hücum gücü olan bir takımın, 4-5-1'in bütün nimetlerinde faydalanabilmesi için beklerin sürekli hücum varyasyonlarının içinde olması lazım. Yani takım topu aldığı zaman 4-5-1'in 4-3-3'e dönüşmesi lazım. Peki Reha Kapsal ne yapıyor? İki bekinin de ayaklarına taş bağlayıp, özellikle deplasmanlarda onları defansa hapsediyor. Sonucunda da sadece hücum oyuncularıyla hücum edip, sadece defans oyuncularıyla defans yapmaya çalışan, total futbolu amaçlayan bir taktikle sahaya çıkıp totalin t'sini ortaya koyamayan bir Karşıyaka ortaya çıkıyor. Forvet bir türlü üçlenemediği için 32 yaşındaki Okan, ilerde tek başına iki stoperin arasında sandviç oluyor. Doğal olarak takımın pozisyona girme ihtimali ortadan kalkıyor.

Ayrıca kadro seçiminde de bariz yanlışlıklar var bana göre. Reha hoca belli ki Tisdell'i 90 dakika oynatmayı düşünmüyor. Bence iyi de yapıyor ama ondan maçın yanlış bölümünde faydalanmayı amaçlıyor. Tonia Tisdell, süratinden ve yıpratıcılığından başka meziyeti olmayan bir futbolcu. Siz bu tarz bir adamı takımın yorgun düştüğü ve bir şeyler üretememeye başladığı anlarda oyuna alıp da, ondan kilidi açmasını bekleyemezsiniz. Ancak oyuna onunla başlayıp, 45 dakika boyunca koş, sol kanadı kulvar yap, rakibi yor derseniz, bu görevi pekala yerine getirir. İkinci yarıda da Reha Kapsal'ın yıldız oyuncu fobisi yüzünden oynatmadığı Serdar Sinik'i oyuna sokarsanız, aynı TSYD'deki Çanakkale maçında olduğu gibi rakibi perişan edersiniz. Dünkü maç özelinde dikkatimi çeken bir diğer husus ise Alfred Mfongang hakkında. Alfred ikinci yarıda oyuna girdikten sonra bariz bir şekilde serbest adam olarak oynadı. Orta sahada mı yoksa forvette mi oynadığını anlamak mümkün değildi. Gol makinası lansmanıyla getirilen, ancak bana göre şu haliyle, bu ligde gol atması pek olası gözükmeyen bir adama maç içinde böylesi bir insiyatif verilmesi bence çok ilginç bir karar.

Sonuç olarak, bu takım şu an için potansiyelinin çok altında bir oyun sergiliyor. Bu potansiyeli yaratan insanın bizzat kendisinin bu duruma sebep olması düşündürücü. 9 hafta geride kaldı ve Reha Kapsal, hala kafasındaki sorulara cevap bulamadı; hala arayışta. Bu arayışlar sona ermediği sürece de Karşıyaka istikrarı yakalayamayacak gibi görünüyor.

1 yorum:

Darko. dedi ki...

Takımın en büyük eksiğinin topu kontrol etme, rakibi sindirme olduğu apaçık. Şaşırtıcı da değil aslında, yıllardır 3 maç ard arda rakibini domine eden, seyircisine sıkıntı yaşatmadan 90 dakika geçiren istikrarlı bir Karşıyaka izlemedim. Bir diğer önemli sıkıntı beklerin ileri oyuncularına yardım edememesi. Durumun sonucu orta sahada rahat top yapamayan takım, ileride istediği topları almaktan çok uzak Okan, oyun kontrolünü elinden kolay kaçıran bir Karşıyaka.

Her Karşıyakalı gibi Reha hocaya sempatim asla bitmeyecektir ama sanırım bu toparlanma evresinden çok uzak takımda radikal bir değişiklik gerektiği konuşulmaya başlayacak. Reha hocanın gönderilmesi düşünülür mü, ne kadar doğru karardır bilemem ama eğer istikrar isteniyorsa acilen bir şeyler yapılmalı, açık.

Son olarak yan toplardan daha çok canı yanacağı öngörülebilen, Tahasız orta sahası aciz, Mfongang gibi -neden tercih edildiğini hala sorguladığım- toptan uzak bir topçuda umut arıyan takımın geleceği ne olacak; nasıl çözümler üretilecek merakla bekliyorum.

 
Meşale Kokusu